Londra'daki Kraliyet Birleşik Hizmetler Enstitüsü'nün (RUSI) ortak üyesi olan Yemenli araştırmacı Bara Şaban, Husiler bölgesel bir güce dönüşmeden yıllar önce İslam Cumhuriyeti'nin Lübnan Hizbullahı ve Devrim Muhafızları (IRGC) aracılığıyla Yemen'de kendi yandaşlarından oluşan bir ağ yetiştirdiğini ve şimdi bu ağı Suudi Arabistan'a karşı yeni bir cephe açmak için kullandığını söylüyor.
2011 Yemen ayaklanmasında demokrasi yanlısı bir aktivist olan ve sonradan Husilerle müzakere eden Şaban, bu anlatıyı İran International'ın “Eye for Iran” podcastine verdiği röportajda dile getirdi. Ona göre o dönemde genç Yemenliler, görünüşte demokratik reformla ilgili ama uygulamada Hizbullah tarafından yürütülen konferanslara Lübnan'a davet ediliyordu.
Devrim Muhafızları'nın ve Hasan İrlu'nun rolü
Şaban'ın anlatımına göre bu davetleri kabul eden aktivistler, Lübnan'da “Ebu Hadi” takma adıyla çalışan bir Devrim Muhafızları subayıyla tanıştırılıyor, bazıları da ardından Tahran'a gidiyordu. Bu subayın, 2020'de İslam Cumhuriyeti'nin Husiler nezdindeki büyükelçisi olarak Sana'ya giden Hasan İrlu olduğunu söyledi. ABD hükümeti onu Devrim Muhafızları'nın Kudüs Gücü yetkililerinden biri olarak görüyordu. İrlu, Aralık 2021'de öldü.
Şaban, başlangıçta bu işin çoğunun Hizbullah'ın elinde olduğunu, sonra Devrim Muhafızları'nın daha belirgin bir rol üstlendiğini söylüyor. Ona göre bu ağlara çekilenlerden bazıları sonradan Husilerin Sana'daki siyasi ofisinin kurulmasında rol aldı; hatta İran'a davet edilen bazı kadınlar, Suriye devriminin bastırılmasının haklı gösterilmesi dahil Tahran'daki yönetimin anlatısını benimseyerek geri döndü. Bu devşirmenin tam kapsamı bağımsız olarak doğrulanmadı.
Husiler: İslam Cumhuriyeti'nin stratejik yedeği
Şaban'ın değerlendirmesine göre İslam Cumhuriyeti, Husileri stratejik bir varlık olarak yedekte tutmuştu ve şimdi savaşın ekonomik maliyetini Suudi Arabistan'a ve Batılı müttefiklerine yıkmak için onları kullanıyor; Şaban bu aşamayı “üçüncü evre” olarak adlandırıyor. Tahran'daki yönetimin Hürmüz Boğazı'ndaki baskı gücünü gördükten sonra Babülmendep'te ikinci bir boğaz noktası istediğini söyledi. Şaban'a göre İslam Cumhuriyeti'nin liderleri Suudi Arabistan'la karşı karşıya gelme riskini göze alıyor, çünkü Batılı hükümetlerin, özellikle ABD'nin tepki vermekte tereddüt edeceğini bekliyorlar.
Bu sözler, Husilerin Suudi Arabistan topraklarına yönelik saldırılarının arttığı bir sırada yayımlandı. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, Riyad'daki Kral Halid Havalimanı'nın Ekim ayında 20 kez hedef alındığını söylüyor; Suudi yetkililer son saldırılardaki ölü sayısını en az 19 olarak açıkladı. Riyad, İslam Cumhuriyeti'ni bu saldırıları teşvik etmekle suçluyor; yeni araştırmalar da Husilerin İslam Cumhuriyeti'nin “Hürremşehr” füzesine benzer füzeler ürettiğini gösterdi. Ancak İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı saldırılarda herhangi bir rolü olduğunu reddetti.
Bara Şaban'ın anlatımına göre Husiler, İslam Cumhuriyeti için stratejik bir yedekti ve şimdi Babülmendep cephesini açmak için devreye sokuldu.

Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz.